Kontrolden çıkarak sınırlarımıza giren İHA’ların arkasındaki gizli güç: Elektronik harp ve GPS karıştırma teknolojileri.
Sınırlarımızda İHA hareketliliği bu hafta fiziksel bir müdahalenin ötesinde, elektromanyetik spektrumda verilen devasa bir mücadelenin yansıması olarak kayıtlara geçti. Karadeniz üzerinden sürüklenerek Ankara ve Kocaeli gibi iç bölgelere ulaşan insansız hava araçlarının (İHA) büyük bir kısmının “teknik arıza” değil, “elektronik müdahale” kurbanı olduğu değerlendiriliyor.
Modern savaş alanlarında artık sadece mermiler değil, görünmez dalgalar da çarpışıyor. Karadeniz havzasında yoğunlaşan Rusya-Ukrayna çatışmaları, bölgeyi dünyanın en yoğun elektronik harp (EH) laboratuvarına dönüştürdü. Peki, bir İHA nasıl olur da yolunu şaşırıp yüzlerce kilometre uzağa, Türkiye’nin kalbine kadar sürüklenebilir? İşte “GPS Spoofing” ve “Jamming” kavramlarının sınır güvenliğimizdeki kritik rolü.
Sınırlarımızda İHA hareketliliği ve GPS Karıştırmanın Anatomisi
Bir İHA’nın hedefine ulaşması için uydulardan gelen konum sinyallerine (GPS/GLONASS) ihtiyacı vardır. Sınırlarımızda İHA hareketliliği kapsamında bu hafta ele geçirilen araçlar, muhtemelen bu sinyallerin kasıtlı olarak bozulduğu bir ortamdan geçti. Elektronik harp uzmanları iki temel yöntem üzerinde duruyor:
Jamming (Sinyal Kesme): İHA’nın uydu alıcılarına çok güçlü bir gürültü sinyali gönderilerek aracın “sağır” edilmesi sağlanır. Sinyali kopan İHA, eğer otonom “eve dönüş” modu çalışmıyorsa, rüzgarın etkisiyle kontrolsüzce sürüklenmeye başlar.
Spoofing (Sinyal Yanıltma): Bu yöntem çok daha tehlikelidir. Araca sahte bir GPS sinyali gönderilir. Araç, kendisini hala çatışma bölgesinde (örneğin Kırım üzerinde) sanırken, aslında pusulası güneye, Türkiye’ye doğru çevrilmiş olur.
Kontrol Kaybı (Loss of Control): Diplomatik Terim mi, Teknik Gerçek mi?
Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) bu hafta düşürülen İHA için kullandığı “kontrolden çıktığı anlaşılan” ifadesi, teknik bir gerçeğe dayanmaktadır. Elektronik harp saldırısına uğrayan bir İHA, yer kontrol istasyonuyla olan bağını yitirdiğinde bir “hayalet araca” dönüşür.
Bu durum, uluslararası hukukta Türkiye’nin elini güçlendiren bir unsurdur. Eğer bir araç “düşmanca niyetle” değil de “kontrol kaybı” ile hava sahamıza girmişse, Türkiye bu aracı bir saldırgan olarak değil, sivil halkı korumak adına imha edilmesi gereken bir “güvenlik tehdidi” olarak tanımlar. Kocaeli ve boş arazilere düşen diğer iki İHA’nın da bu tür bir seyrüsefer felci yaşadığı, enkazlardaki elektronik kartların yanmış olmasından tahmin ediliyor.
Türkiye’nin Elektronik Kalkanı: KORAL ve Milli Sistemler
Türkiye, sadece dışarıdan gelen sinyal saldırılarına maruz kalmıyor; aynı zamanda kendi sınır hattını yerli ve milli elektronik harp sistemleriyle de koruyor. ASELSAN tarafından geliştirilen KORAL gibi stratejik sistemler, sınırlarımıza yaklaşan yabancı İHA’ların veri bağlarını baskılayarak onları etkisiz hale getirebiliyor.
Sınırlarımızda İHA hareketliliği yaşandığı sırada, Türk EH birimleri muhtemelen bu araçların Türkiye’deki kritik tesislere yaklaşmasını önlemek için “koruyucu karıştırma” uyguladı. Kontrolden çıkan bir aracın Kocaeli kırsalına veya boş bir tarlaya düşmesi, sistemlerin bu araçları yerleşim yerlerinden uzak tutacak şekilde yönlendirilmiş olabileceğine de işaret ediyor.

Sınırlarımızda İHA hareketliliği ve Sinyal Savaşları Hakkında Sorular
İHA’lar neden rotasından sapıyor? Yoğun GPS karıştırması nedeniyle araçlar konumlarını kaybedip rüzgarla sürükleniyor.
GPS spoofing nedir? Bir İHA’ya yanlış konum verisi göndererek onu istenmeyen rotalara yönlendirme tekniğidir.
Bu araçlar Türkiye’yi bilerek mi hedef aldı? Mevcut teknik veriler, araçların çatışma bölgelerinden “sürüklenme” yoluyla geldiğini gösteriyor; ancak istihbarat incelemesi devam ediyor.
Kocaeli’ye düşen İHA elektronik harpten mi etkilendi? Aracın Rus menşeli olması ve Karadeniz hattından gelmesi, elektronik baskılamaya maruz kalmış olma ihtimalini güçlendiriyor.
Sonuç: Dalgaların Savaşı Devam Ediyor
Sonuç olarak, Sınırlarımızda İHA hareketliliği başlığı altında yaşanan bu olaylar, geleceğin savaşlarının sadece cephede değil, frekanslar arasında verildiğini kanıtlıyor. Ankara ve çevresindeki hassas bölgelere yaklaşan kontrolsüz araçlar, Türk Hava Kuvvetleri’nin hem fiziksel hem de elektronik müdahale kapasitesiyle bertaraf edilmiştir. Karadeniz’deki bu “görünmez savaş” devam ettiği sürece, sınırlarımızdaki elektromanyetik nöbet de en üst seviyede kalacaktır.





