SON DAKİKA

EKONOMİ

Altın, ABD Enflasyon Verileri Öncesinde Doların Zayıflamasıyla Yön Arıyor

Altın fiyatları, küresel piyasalarda güvenli liman arayışının sürdüğü bir dönemde yeniden gündemin merkezine yerleşti ve yatırımcıların risk iştahı ABD’den gelecek enflasyon verileri öncesinde temkinli bir seyir izlerken değerli metalin fiyat hareketleri de bu belirsizlikten besleniyor. Doların zayıflaması altına kısa vadeli bir destek sağlarken piyasa katılımcıları Fed’in faiz politikasının geleceğine dair ipuçlarını arıyor, bu tablo ise altının yalnızca bir emtia değil aynı zamanda küresel ekonomiye dair bir gösterge olarak okunmasını gerektiriyor.

Spot altın, doların değer kaybının sağladığı destekle perşembe günü hafif bir yükseliş kaydetti ve yüzde 0,3 artışla 4 bin 412,84 dolar seviyesinde işlem gördü, buna karşın ABD altın vadeli kontratları aralık tesliminde yüzde 0,1 gerileyerek 4 bin 457,10 dolara indi. Bu ayrışma fiziki talep ile vadeli piyasa beklentileri arasındaki farkı gözler önüne seriyor ve yatırımcıların bir yandan güvenli liman ihtiyacını karşılarken diğer yandan faiz beklentilerini fiyatlamaya çalışması bu tür dalgalanmaları beraberinde getiriyor.

Marex analisti Edward Meir, şu aşamada Basra Körfezi’ndeki jeopolitik gelişmelerin altın açısından ikincil önemde olduğunu belirtti ve Meir, altının bunun yerine zayıflayan dolardan destek aldığını, ABD faizleri yükselmesine rağmen doların belirgin şekilde değer kazanmadığını söyledi. Bu tespit jeopolitik risklerin her zaman tek başına belirleyici olmadığını, para politikalarının ve döviz hareketlerinin daha belirleyici bir rol oynadığını ortaya koyuyor, analistin vurgusu ise altın fiyatlarının çok katmanlı bir denklem içinde şekillendiğine işaret ediyor.

Piyasaların odağında ise ABD’den gelecek veriler var; üretici fiyat endeksi bugün Türkiye saatiyle 15.30’da açıklanacak, tüketici enflasyonu verilerinin ise cuma günü yayımlanması bekleniyor. Ekonomistlerin çoğunluğu Fed’in 15-16 Eylül’deki toplantısında faiz oranını sabit tutacağını ve yılın geri kalanında da faiz değişikliğine gitmeyeceğini öngörüyor, bu beklenti piyasalardaki bir dizi faiz artırımı öngörüsüne ters düşüyor ve bu ayrışma yatırımcıların önümüzdeki günlerde açıklanacak verilere daha da hassas tepki vermesine yol açabilir.

Faiz cephesindeki belirsizlik altının yönünü doğrudan etkiliyor ve CME FedWatch Tool verilerine göre piyasalar Fed’in bu ay faiz artırma ihtimalini yüzde 60 olarak fiyatlıyor. Daha yüksek faiz oranları getiri sağlamayan varlıkları yatırımcılar açısından genellikle daha az cazip hale getiriyor, ancak bu kez doların beklenen tepkiyi vermemesi altının faiz baskısına rağmen direnç göstermesini sağlıyor ve bu durum klasik faiz-altın ilişkisinin bu dönemde farklı işlediğini gösteriyor.

Altını destekleyen bir diğer unsur ise ABD’nin mali görünümü olarak öne çıkıyor; ANZ kıdemli emtia stratejisti Daniel Hynes, ABD’nin mali baskılarının devlet borcunun ve bu borcu finanse etmek için kullanılan para biriminin uzun vadeli değerine yönelik güveni zayıflatmayı sürdürdüğünü, bu nedenle altının desteklendiğini belirtti. Geçen ay ABD’nin toplam kamu borcu ilk kez 40 trilyon doların üzerine çıktı ve bu gelişme ülkede bir mali krizin yaşanmakta olduğuna ilişkin yeni uyarıları beraberinde getirdi, borç yükündeki bu artış ise uzun vadeli yatırımcıların güvenli liman tercihlerini yeniden gözden geçirmesine neden oluyor.

Diğer değerli metallerde de karışık bir seyir izlendi; spot gümüş yüzde 0,2 artışla 67,42 dolar, platin yüzde 0,6 düşüşle 1.885,02 dolar ve paladyum yüzde 0,2 yükselişle 1.355,50 dolar seviyesinde işlem gördü. Bu hareketler değerli metaller grubunun tamamının aynı yönde hareket etmediğini, her birinin kendine özgü arz-talep dengesiyle şekillendiğini ortaya koyuyor, altının bu tablo içindeki konumu ise hem güvenli liman hem de enflasyon koruması işlevini aynı anda üstlenmesinden kaynaklanıyor.

İlgili Makaleler