Bir kentin kültürel kimliği, çoğu zaman o kentin sahnesinde tuttuğu aynada saklıdır; yıllarca beklenen bir kurumun ilk perdesi açıldığında ise bu kimlik yalnızca seyircinin önünde değil, salona sığmayan kalabalığın merdivenlerinde ve fuaye ekranlarında görünür hale gelir. Balıkesir’de yaklaşık bir yıllık bir hazırlık sürecinin ardından kurulan Şehir Tiyatrosu, ilk kez seyirci karşısına çıkarak kentin sanat hayatında yeni bir dönemin kapısını araladı. Sadık Şendil’in kaleme aldığı, tiyatro yönetmeni Kubilay Penbeklioğlu’nun yönettiği “Kanlı Nigar” oyunuyla açılan bu sezon, izleyicinin ilgisiyle kurumun kuruluş amacının ne kadar isabetli olduğunu da ortaya koydu. Avlu Kültür Merkezi’ndeki prömiyer, tiyatronun yalnızca bir eğlence aracı değil aynı zamanda bir kentlilik göstergesi olduğunu yeniden hatırlattı.
Geleneksel Türk tiyatrosunun izlerini taşıyan, meddah ve orta oyun geleneğinden beslenen oyun, ilk gösteriminde Fatih Salonu’nu tamamen doldurdu; koltuklar ve balkon dolunca bazı tiyatroseverler oyunu merdivenlerde oturarak izlemek zorunda kaldı. Salona hiç giremeyenler için fuaye alanına LED ekran kuruldu ve gösterim oradan takip edildi; bu tablo, kentte tiyatroya duyulan açlığın somut bir göstergesi olarak kayda geçti. On bir kişilik kadrolu sanatçı ekibiyle sahneye çıkan topluluk, ilk günden yoğun ilgiyle karşılaşmasını titizlikle yürütülen bir seçme sürecine borçluydu. Sanatçı kadrosu, 270 aday arasından yetenek, sahne hâkimiyeti ve oyunculuk becerisi gibi ölçütlerle liyakat esasına dayalı bir değerlendirme sonucunda belirlenmişti.
Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, gösterimin ardından yaptığı açıklamada bu gecenin kent için taşıdığı anlamı vurgulayarak sahneye baktığında yalnızca sanatçıları değil emeği, heyecanı ve inancı gördüğünü söyledi. Akın, “Yolu doğru olanın yükü ağır olur” diyerek bu işin yoğun çalışma ve özveri gerektirdiğini belirtti; kurumun artık düzenli perdeler açacağını ve her ay iki çocuk, iki yetişkin oyununun Avlu ile Salih Tozan Kültür Merkezleri’nde hemşehrilerle buluşacağını duyurdu. Başkan, Türkiye’nin en güzel şehir tiyatrosunun Balıkesir’de olduğunu iddia ederek kentin değişim ve dönüşüm sürecine dikkat çekti. Açıklamasının sonunda gecenin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.
Tiyatronun bir kentte kurumsallaşması, tek bir galayla ölçülemeyecek kadar uzun soluklu bir süreçtir; düzenli repertuvar, sürekli kadro ve istikrarlı seyirci ilişkisi gerektirir. Balıkesir Şehir Tiyatrosu’nun her ay dört oyun sahneleme taahhüdü, bu sürecin yalnızca bir açılış hamlesi olmadığını, kalıcı bir yapı kurma niyetini gösteriyor. Çocuk oyunlarına ayrılan yer ise ayrıca anlamlı; çünkü tiyatro alışkanlığı en çok küçük yaşta atılan bir temelle büyür ve o temel, geleceğin seyirci kitlesini de şekillendirir. Kentin iki farklı kültür merkezinde sahne kurulacak olması, sanatın tek bir merkeze sıkışmadan kentin geneline yayılması anlamına geliyor.
Prömiyer gecesinin en çarpıcı yanı, salonun fiziki sınırlarının izleyici talebini karşılayamamasıydı; merdivenlerde oturan seyirciler ile fuayedeki ekran başında izleyenler, bu talebin büyüklüğünü ortaya koydu. Bir kent tiyatrosunun ilk oyununda böyle bir kalabalıkla karşılaşması, kentte uzun süredir var olan ama karşılık bulamayan bir ihtiyacın gün yüzüne çıkması olarak okunabilir. Seyircinin gösterime göstermiş olduğu bu yoğun ilgi, kurumun önümüzdeki sezonlardaki programlama tercihlerini de etkileyebilecek bir veri niteliği taşıyor. Salon kapasitesinin yetersiz kalması, ilerleyen dönemlerde ek gösterim ya da farklı mekân arayışlarını gündeme getirebilir.
Kadronun 270 aday arasından liyakat esasına göre seçilmesi, kurumun sanat kalitesi konusunda baştan yüksek bir eşik belirlediğini gösteriyor; çünkü bir şehir tiyatrosunun itibarı, ilk oyunlarında ortaya koyduğu sahne disipliniyle ölçülür. Kubilay Penbeklioğlu gibi deneyimli bir yönetmenin “Kanlı Nigar” gibi geleneksel bir metinle işe başlaması ise hem köklü bir mirasa sahip çıkma hem de bu mirası çağdaş bir sahne diliyle yeniden yorumlama çabası olarak değerlendirilebilir. Sadık Şendil’in metni, meddah ve orta oyun geleneğinin izlerini taşıyarak seyirciyi yalnızca bir hikâyeyle değil, aynı zamanda bir kültürel hafızayla buluşturuyor. Bu tercih, kurumun eğlendirmenin ötesinde bir kültürel aktarım misyonu üstlendiğine işaret ediyor.
Balıkesir’de bir şehir tiyatrosunun kurulması, kentte yaşayan sanatçılar için de yeni bir istihdam ve üretim alanı anlamına geliyor; kadrolu sanatçı modeli, düzenli prova ve sahne takviminin önünü açıyor. Bunun yanında çocuk ve yetişkin oyunlarının ayrı ayrı programlanması, farklı yaş gruplarına hitap eden bir seyirci politikasının ilk adımı olarak görülebilir. İlerleyen aylarda bu oyunların ne kadar ilgi göreceği, kurumun kentin gündelik kültürel hayatına ne ölçüde yerleştiğini gösterecek. İlk perdenin açtığı kapının ardından, sahnenin düzenli olarak dolup dolmayacağı ise kentin sanata gösterdiği sürekli ilgiye bağlı olacak.





