Çocuklarda ateş çoğu zaman basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu ya da kulak iltihabı sanılıp geçici önlemlerle bastırılıyor. Oysa belirli aralıklarla aynı saatlerde ve benzer şiddette geri gelen yüksek ateş tabloları, ailelerin sandığından çok daha farklı bir sağlık sorununa işaret edebiliyor. Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Emil Aliyev, çocuklarda üç ila dört haftada bir yinelenen yüksek ateşin altta yatan romatizmal hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi. Aliyev, bu tür nöbetlerin sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonu veya kulak iltihabıyla karıştırıldığını belirtti. Ailelerin antibiyotikle geçmeyen ve takvim gibi düzenli aralıklarla dönen ateş karşısında farklı bir uzmanlık alanına yönelmesi gerektiğini ifade etti. Periyodik ateş tablolarının arkasında yatan nedenlerin başında gelen PFAPA sendromu, çocuğun bağışıklık sisteminin herhangi bir mikrop olmadan aşırı yanıt vermesiyle ortaya çıkıyor. Tanı süreci çoğu kez gereksiz antibiyotik kürleriyle uzuyor.
Aliyev, çocuklarda en sık görülen periyodik ateş nedenlerinden birinin PFAPA sendromu olduğunu ve bu hastalığın en ayırt edici özelliğinin nöbetlerin adeta bir takvim düzeninde yinelenmesi olduğunu aktardı. Aliyev, atak sırasında vücut sıcaklığının aniden 39-40 dereceye yükseldiğini ve bu yüksek ateşin üç ila beş gün sürdüğünü söyledi; ağız içinde ağrılı yaralar, boğazda kızarıklık ve boyun lenf bezlerinde şişlik de tabloya eklenebilir. Aliyev, hastalığın çoğunlukla iki ila beş yaş arasındaki erken çocukluk döneminde ortaya çıktığını ve atak bittiğinde çocuğun tamamen normal sağlığına döndüğünü, iki nöbet arasında hiçbir yakınma görülmediğini ifade etti. Bu düzenli gidiş gelişler, ailelerin çoğu zaman ateşi tekrarlayan bir enfeksiyon sanmasına yol açıyor ve gereksiz tedavi arayışlarını beraberinde getiriyor.
PFAPA sendromunun bir enfeksiyon hastalığı olmadığını vurgulayan Aliyev, rutin antibiyotik kullanımının bu tabloda hiçbir işe yaramadığını hatırlattı. “PFAPA ataklarında antibiyotik tedavisinin yeri yoktur” diyen Aliyev, tanı aşamasında altta yatan FMF gen taşıyıcılığı durumunun bulunup bulunmamasının tedavi planını değiştirebildiğini açıkladı. İlk basamak tedavide bazı probiyotiklerin her on hastadan altı ya da yedisinde fayda sağladığını ve hastalığı tamamen geçirdiğini bildirdiklerini söyleyen Aliyev, bu sonucun hekimlerin izlediği yol haritasında önemli bir yer tuttuğunu ifade etti. Antibiyotiğe yanıt vermeyen, düzenli aralıklarla yinelenen ve ağız içi yaralarla birlikte seyreden ateş tablolarında doğru adresin çocuk romatolojisi olduğunu belirten uzman, bu ayrımın hem gereksiz ilaç kullanımını hem de tanı gecikmesini önleyebileceğini dile getirdi.
Aliyev, ailelerin hangi durumda harekete geçmesi gerektiğine dair de açıklama yaptı; çocuğun halsiz düşmesi, beslenememesi ve ateşin üç günden fazla sürmesi halinde vakit kaybetmeden çocuk doktoruna başvurulması gerektiğini belirtti. Aliyev’e göre antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen, takvim düzeninde yinelenen, ağızda yaraların görüldüğü ve boğaz kültürü testleri sürekli negatif sonuçlanan çocukların bir çocuk romatoloji uzmanınca değerlendirilmesi şart. Bu tablonun aileler tarafından basit bir nezle ya da bademcik iltihabı olarak görülmesi tanıyı aylarca geciktirebiliyor. Erken çocukluk döneminde ortaya çıkan bu tür düzenli ateş nöbetlerinde ayrıntılı bir öykünün ve hekim değerlendirmesinin, tedavinin seyrini baştan belirlediğini ifade eden Aliyev, sık tekrarlayan ateşin altında yatan nedenin bulunmasının çocuğun büyüme ve gelişme süreci açısından belirleyici olduğunu kaydetti.





