Bu hafta kültür sanat dünyası, sinemadan tiyatroya, konser salonlarından sergi mekânlarına kadar oldukça geniş bir yelpazede izleyiciyle buluşacak yapımları ağırlıyor ve bu kapsamda sinema salonlarında yeni gerilim ile korku yapımları gösterime girerken, sahne sanatlarında merakla beklenen oyunlar prömiyer yapacak, müzik tarafında ise dünya çapında tanınan farklı türlerden sanatçılar İstanbul’da konser verecek, görsel sanatlarda da usta-çırak ilişkisini merkezine alan kapsamlı bir sergi sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.
Sinema tarafında haftanın en dikkat çeken yapımlarından biri, dağcılık temalı gerilim türündeki “Fall 2: Ölümcül Tırmanış” adlı film ve bu yapım, iki arkadaşın Tayland’daki Kwan-in Dağı’nda mahsur kalması üzerine gelişen hayatta kalma mücadelesini perdeye taşıyor; filmde, yükseklik korkusunu tetikleyen sahneler ve nefes kesen görüntülerle izleyiciye gerilim dolu anlar yaşatılması hedefleniyor. Gerilim türünün bir diğer örneği olan “Saldırı” ise, görevden ayrıldıktan sonra ıssız bir bölgede, çöl koşullarında bir karavan parkında yaşamını sürdüren ve geçmişte orduda keskin nişancılık yapmış olan bir annenin, ailesini beklenmedik ve karanlık bir tehdide karşı savunma çabasını anlatıyor ve bu hikaye, ana karakterin askeri geçmişi ile içinde bulunduğu sakin yaşam arasındaki zıtlığı da gözler önüne seriyor. Korku severler için ise “Dondurmacı” filmi, ABD’nin küçük bir kasabasında çocuklara dondurma dağıtan gizemli bir karakterin masum görünen davranışlarının kısa sürede ölümcül bir tehdide dönüşmesini konu alırken, bu yapımın gerilim dozu yüksek sahneleriyle türünün sevenlerini memnun etmesi bekleniyor. Ayrıca 2016 yılına damgasını vuran ve birçok ödül kazanarak adından sıkça söz ettiren “Aşıklar Şehri” filminin de yeniden vizyona girdiği belirtiliyor, böylece romantik müzikallerin hayranları için de sinema salonlarında nostaljik bir seçenek oluşuyor.
Tiyatro sahnesinde bu hafta iki yeni oyun izleyici karşısına çıkacak ve bu oyunlar farklı temalarıyla dikkat çekiyor. “Çok Küçük Bir İhtimalin Hikâyesi” adlı oyun, bir kitapçının kapanması nedeniyle işsiz kalan Kenneth karakterinin geçmişiyle yüzleşerek hayatını kökten değiştirecek bir dönüşümün eşiğine gelişini sahneye uyarlıyor; oyun, bireyin içsel hesaplaşmasını ve tesadüflerin yaşamı nasıl yönlendirdiğini sorgulayan bir anlatıya sahip. Bu yapımın 8 Eylül’de Paribu Art’ta sahnelenmesi planlanıyor ve tiyatroseverlerin yoğun ilgi göstermesi bekleniyor. Hakan Yılmaz, Ebru Cündübeyoğlu ve Volkan Aktan’ın rol aldığı “Ölün Bizi Ayırana Dek” ise boşanma kararı alan bir çiftin, bu kararlarını kutlamak için düzenledikleri gecenin ardından kendilerini bir cinayet gizeminin içinde bulmasını konu ediyor ve bu süreçte karışık olaylar zinciri komik bir dille ele alınıyor. Eğlenceli ve sürprizlerle dolu olduğu ifade edilen oyun, 11 Eylül’de Sahne Dragos’ta izleyicilerle buluşacak; ayrıca oyuncu kadrosundaki uyumlu performansların da oyunun dinamizmini artırdığı belirtiliyor.
Müzik dünyasında haftanın en heyecan verici buluşmaları İstanbul’da yaşanacak ve iki farklı türün önemli temsilcileri şehirde aynı gün sahne alacak. Güney Koreli K-Pop grubu P1Harmony, 5 Eylül’de Life Park’ta düzenlenecek K-Pop Festivali kapsamında hayranlarının karşısına çıkacak; grubun enerjik performansları ve sahne şovlarıyla festivale renk katması bekleniyor. Aynı gün, gypsy punk türünün öncüsü olarak kabul edilen ve dünya müzik sahnesinde kendine özgü bir yer edinen Gogol Bordello da JJ Arena Ataşehir’de hayranları için konser verecek; grubun coşkulu ve sıra dışı sahne performansıyla izleyicilere unutulmaz bir gece yaşatması öngörülüyor. Farklı müzik tarzlarından bu iki önemli isim, İstanbul’daki etkinlik takvimini dolduran konserler arasında öne çıkıyor ve şehrin müzikseverlerine birbirinden farklı iki deneyim sunuyor.
Görsel sanatlar alanında ise “USTASINDAN SONRA: Karşılaşmalar, Diyaloglar, Ayrışmalar” başlıklı sergi dikkati çekiyor ve bu sergi, sanat dünyasındaki kuşaklar arası etkileşimi gözler önüne seriyor. Sergi, farklı kuşaklardan gelen 22 sanatçının eserleri üzerinden usta ile öğrenci arasındaki ilişkiyi, sanatsal etkilenme biçimlerini ve sanatçının kendi özgün dilini oluşturma sürecini derinlemesine irdeliyor; bu bağlamda eserler, sanatsal mirasın nasıl aktarıldığı ve dönüştürüldüğü konusunda izleyiciye önemli ipuçları veriyor. Sanatseverlerin ücretsiz olarak gezebileceği sergi, 7 Eylül ile 24 Ekim tarihleri arasında Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecek ve bu kapsamlı sergi, sanatın aktarımı ve dönüşümü üzerine düşünmek isteyenler için önemli bir fırsat sunarken, aynı zamanda usta sanatçıların genç kuşak üzerindeki etkisini de somut örneklerle yansıtıyor.
Kültür sanat ajandasındaki bu yoğunluk, sezonun başlangıcındaki hareketliliği de gözler önüne seriyor ve İstanbul’daki sanat ortamının ne denli canlı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle yaz aylarının ardından salonların yeniden dolmaya başlaması ve yeni sezonun resmi olarak açılmasıyla birlikte sanat etkinliklerinde belirgin bir artış yaşanıyor; bu dönemde kurumların programlarını genişletmesi ve yeni projelere imza atması dikkat çekiyor. Farklı disiplinlerden bu kadar çok etkinliğin aynı haftaya denk gelmesi, kültürel yaşamın çeşitliliğini gösteriyor ve izleyicilere aynı anda birden fazla alanda seçim yapma imkânı tanıyor. Zengin program, temmuz ve ağustos aylarının görece sakin geçen döneminin ardından izleyicilere geniş bir seçenek sunuyor ve bu durum, hem sanatçılar hem de izleyiciler için sezonun verimli bir şekilde başlayacağının habercisi olarak değerlendiriliyor.





