SON DAKİKA

GÜNDEM

Elazığ’da Yangın Süsü Verilen Çifte Cinayet Zanlısı Havalimanında Yakalandı

Toplumun en kırılgan yapı taşı olan ailenin, en mahrem alanı sayılan evinde güven içinde yaşama hakkı, Elazığ’ın kırsal bir mezrasında ağır bir ihlalle sarsıldı; yedi çocuk sahibi bir çiftin bir yangın felaketinde hayatını kaybettiği düşüncesiyle başlayan süreç, adli tıp incelemelerinin ortaya koyduğu çarpıcı gerçekle bambaşka bir yöne evrildi. Olayın ilk anlarında doğal bir afet ya da kaza ihtimali üzerinde durulurken, otopsi raporundaki bulgular soruşturmanın seyrini değiştirdi ve böylece kırsal bölgelerde güvenlik algısı, komşuluk ilişkileri ve mülkiyet güvenliği gibi konular yeniden tartışmaya açıldı. Yaşanan trajedinin ardında yatan gerçeğin açığa çıkması, güvenlik birimlerinin titiz ve çok yönlü çalışmasıyla mümkün oldu; olayın her aşaması, soruşturmanın ne denli kapsamlı yürütüldüğünü gözler önüne serdi.

Olay, Elazığ’ın Karakoçan ilçesine bağlı Koçyiğitler köyünün Ürünlü mezrasında, gece saatlerinde meydana geldi; ilk belirlemelere göre bir evde henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı ve durum kısa sürede çevredeki vatandaşlar tarafından yetkililere bildirildi. İhbarın ardından bölgeye itfaiye ile jandarma ekipleri yönlendirildi ve ekipler alevlerin arasına girerek müdahaleye başladı; yangın kontrol altına alınıp söndürüldüğünde, eve giren görevliler yedi çocuk sahibi Ağa ve Hayriye Üykü çiftinin cansız bedenleriyle karşılaştı. Çiftin naaşı, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı ve böylece olayın gerçek yüzü, ancak günler sonra ortaya çıkacak bulgularla şekillenmeye başladı.

Malatya Adli Tıp Kurumu’nda gerçekleştirilen otopsi, olayın bir yangın faciası olmadığını gözler önüne serdi; inceleme sonucunda çiftin vücutlarında kurşun izlerine rastlandı ve göğüs bölgelerinden ateşli silahla vuruldukları belirlendi. Elde edilen bulgular, çiftin önce silahla öldürüldüğü, ardından olaya yangın süsü verildiği yönünde değerlendirildi; soruşturmayı derinleştiren ekipler, evde yaptıkları incelemelerde Hayriye Üykü’ye ait altın ve değerli eşyaların da yerinde olmadığını tespit etti ve böylece olayın arkasında gasp amacıyla işlenmiş bir cinayet şüphesi öne çıktı. Bu tespit, soruşturmanın yönünü bütünüyle değiştirirken, ailenin yakınları ve köy sakinleri arasında şaşkınlık ve öfke yarattı.

İçişleri Bakanlığı, soruşturmanın gidişatını kamuoyuyla paylaşarak failin yakalanma sürecine dair ayrıntıları duyurdu; bakanlığın açıklamasına göre Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT), çiftin cinayete kurban gittiğini tespit etti ve gasp edilen ziynet eşyalarının izini sürdü. Jandarma Genel Komutanlığı Asayiş Daire Başkanlığı ile Karakoçan Cumhuriyet Savcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalarda, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen H.Ç. isimli zanlının peşine düşüldü; yapılan incelemelerde, öldürülen kadına ait iki adet bilezik, bir kolye ve iki küpenin çalındığı belirlendi. Bu eşyaların zanlı tarafından alınıp İstanbul’a götürüldüğü ve bir kuyumcuda satılmaya çalışıldığı bilgisine ulaşıldı; söz konusu ziynet eşyalarının izi, soruşturmanın düğüm noktasını oluşturdu.

Zanlının yakalanmasını sağlayan kritik ipucu ise havalimanındaki X-Ray görüntüleri oldu; JASAT ekiplerinin titiz takibi sonucunda, olaya yangın süsü vererek gasp ettiği altınlarla İstanbul’a kaçan H.Ç., havalimanı güvenlik taramasından geçtiği sırada görüntülerden tespit edildi. Bu tespitin ardından harekete geçen ekipler, şüpheliyi yakalayarak gözaltına aldı ve zanlının işlemlerinin tamamlanmasının ardından “kasten öldürme” ile “yağma” suçlarından tutuklandığı bildirildi. Zanlının yakalanma anına ilişkin görüntüler, soruşturmanın kamuoyu nezdindeki seyrini de belirgin biçimde etkiledi.

Bakanlık açıklamasının devamında, JASAT timlerinin ülke genelindeki faaliyetlerine ilişkin veriler de paylaşıldı; açıklamaya göre Jandarma Genel Komutanlığına bağlı JASAT’larca 2026 yılı içinde ele alınan nitelikli olay sayısı 12 bin 280 olarak kaydedildi ve bu olayların 11 bin 808’i aydınlatıldı. Aynı dönemde JASAT’ın dahil olduğu 209 kasten öldürme olayının tamamının çözüme kavuşturulduğu kaydedildi; bu veriler, kırsal bölgelerde işlenen ağır suçlarda delil takibinin ve teknik imkanların ne denli belirleyici hale geldiğini ortaya koyuyor. Açıklamanın bu bölümü, soruşturmanın yalnızca tek bir olayla sınırlı kalmadığını, ülke genelinde yürütülen sistematik bir çalışmanın parçası olduğunu gösterdi.

Mezradaki evde yaşananlar, bir yandan aile içi güvenliğin ve mülkiyetin korunmasına dair endişeleri artırırken, diğer yandan soruşturmanın hızla sonuçlanması adaletin işleyişine duyulan güveni pekiştirdi; yedi çocuğun anne ve babasını yitirdiği bu olayda, geride kalan ailenin yaşadığı travma ve köyde bıraktığı iz, olayın hukuki boyutunun ötesinde derin bir toplumsal yara açtı. Yetkililerin olayı aydınlatma sürecinde sergilediği kararlılık, benzer suçların önlenmesi açısından da caydırıcı bir mesaj niteliği taşıyor; gasp amacıyla işlendiği değerlendirilen cinayetin tüm faillerinin ve varsa azmettiricilerinin ortaya çıkarılması için yürütülen soruşturma sürüyor.

İlgili Makaleler