Kültür-sanat etkinliklerinin şehrin gündelik yaşamına dokunma biçimi, son yıllarda mekân seçimleriyle birlikte anlam kazanıyor. Rami Kütüphanesi gibi işlevi gereği sessizlik ve bireysel odaklanma ile anılan bir yapının, ailece katılımı merkeze alan bir festivale ev sahipliği yapması, kamusal alanların çok katmanlı kullanımına dair yeni bir yaklaşımı gösteriyor. Bu tercih, kütüphaneyi yalnızca kitap raflarının arasında geçen bir uğrak yeri olmaktan çıkarıp müziğin, atölyelerin ve çocuk gelişimine dönük içeriklerin bir arada sunulduğu bir buluşma noktasına dönüştürüyor. AileFest kapsamında düzenlenen konserler, 4 Ekim’e kadar her akşam aynı çatı altında dinleyiciyle buluşmayı sürdürecek.
Festivalin açılış akşamında Oğuzhan Koç sahne aldı ve sevilen şarkılarını seslendirdi. Alanı dolduran müzikseverler, konser boyunca şarkılara eşlik ederek etkinliğin ilk gününe coşkulu bir başlangıç yaptı. Bu açılış, hafta boyunca sürecek programın hem tempusunu hem de hedeflediği samimi atmosferi önceden haber verir nitelikteydi. Etkinliğin düzenleyicileri, konser takvimini farklı kuşaklara hitap eden isimler üzerinden kurgulayarak ailece katılım fikrini müzik programına da yansıttı.
Konser takvimi hafta boyunca zengin bir isim listesiyle devam ediyor; Cengiz Özkan, Ümit Sayın, Ferda Anıl Yarkın, Metin ve Eda Özülkü, Yaşar, Ekin Uzunlar, İncesaz, Kubat ve Kıraç, Rami Kütüphanesi’nde sahne alacak sanatçılar arasında yer alıyor. Bu isimlerin türküden popa, Anadolu rock’tan geleneksel müziğe uzanan geniş bir yelpazeyi temsil etmesi, festivalin tek bir zevk profiline seslenmek yerine farklı dinleme alışkanlıklarını aynı programa taşıdığını ortaya koyuyor. Programın hafta içine ve hafta sonuna dengeli biçimde yayılması, çalışan ebeveynlerin de etkinliklere katılımını kolaylaştıran bir tercih olarak okunabilir.
Festivalin içeriği yalnızca konserlerden oluşmuyor; çocukların ve ebeveynlerin birlikte katılımını merkeze alan bir yaklaşımla kurgulanan etkinlikler, kültür-sanat, kitap, eğitim ve spor başlıklarını kapsıyor. Çocukların gelişimini destekleyen içerikler ile ailece takip edilebilecek atölyeler, programın omurgasını oluşturuyor. Böylece festival, akşam konserleriyle sınırlı kalmayıp gün boyuna yayılan bir öğrenme ve paylaşma deneyimine dönüşüyor. Bu kurgu, kütüphane mekânının sunduğu kaynakları eğlenceyle harmanlayan bir model olarak görülüyor.
Kültürel etkinliklerin mekânla kurduğu ilişki, son dönemde Türkiye’deki sanat gündeminin belirgin bir başlığı haline geldi. Müze ve örenyerlerinin 2025 yılında ziyaretçi ve gelir rakamlarında rekor seviyeye ulaşması, kamusal kültür alanlarına yönelik ilginin arttığını gösteriyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bir yıl içinde bu alanlarda 34 milyon 836 bin kişinin ağırlandığını belirtti. Ersoy, bu mekânlardan 7 milyar 306 milyon lira gelir sağlandığını da açıkladı. Ziyaretçi sayısındaki artışın yüzde 7’yi, gelirdeki yükselişin ise yüzde 34’ü aşması, kültürel mirasa yönelen ilginin yalnızca niceliksel değil ekonomik bir karşılık da ürettiğini ortaya koyuyor.
Aynı haftanın sanat takviminde sahne sanatları da ağırlıklı bir yer tutuyor. Anadolu Ateşi’nin Anadolu’nun kadim mirasını sahneye taşıdığı “TROYA” gösterisi 1 Ekim’de Atatürk Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak. Çocuk tiyatrosu alanında ise robot oyuncularla sahnelenen “Neci’nin Diji Maceraları” adlı oyun, teknoloji ile toplumsal değerleri aynı sahnede buluşturmayı hedefliyor. Oyunun yazarı Nabat Garakhanova, yapay zekânın hikâyenin içinde yer aldığını ancak merkezde yine ailenin, dostluğun, paylaşmanın, dayanışmanın ve çevreye karşı duyarlılığın bulunduğunu söyledi. Bu yaklaşım, dijitalleşen sahne tekniklerinin değer aktarımından kopmadığı bir çizgiyi işaret ediyor.
Festival programının dikkat çeken yanlarından biri de farklı sanat disiplinlerini aynı takvim içinde eritmesi. Şiir ve hikâye birikimini “İbrahim Sadri Sineması” adlı gösteride bir araya getiren İbrahim Sadri’nin yaklaşık 40 yıllık sanat geçmişini sahneye taşıması, edebiyat ile performans arasındaki sınırı yeniden tartışmaya açıyor. AileFest’in kitap ve eğitim başlıklarını konser programıyla yan yana koyması da benzer bir mantığa dayanıyor: seyirciyi tek bir etkinlik türüne hapsetmek yerine, farklı sanat formları arasında dolaşabileceği bir alan açmak. Rami Kütüphanesi’nin salonları ve avluları, bu çok yönlü programın taşıyıcısı olarak hafta boyunca açık kalacak.




