Eğitim, bir toplumun geleceğini inşa eden en temel yapı taşı olarak kabul edilirken her yıl milyonlarca gencin hayatını şekillendiren üniversite sınav süreci, yalnızca bireysel bir başarı öyküsü olarak kalmıyor; aynı zamanda ülkenin nitelikli insan kaynağını oluşturma yolunda atılan kolektif bir adımı da temsil ediyor. Bu sürecin son basamağını oluşturan ek yerleştirme dönemi ise çeşitli nedenlerle ilk yerleştirmede istediği sonucu alamayan adaylar için yeni bir kapı aralıyor. Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın ardından başlayan ve 21 Eylül tarihine kadar sürecek olan ek yerleştirme tercih işlemleri, bu anlamda pek çok gencin üniversite hayalini gerçeğe dönüştürebileceği kritik bir dönemeci oluşturuyor.
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, devam eden 2026-YKS ek yerleştirme tercih sürecine ilişkin açıklamalarda bulunuyor. Özvar, merkezi yerleştirme sonucunda üniversitelere yerleşen öğrencileri tebrik ederken bu adayların bir bölümünün kayıt işlemlerini tamamladığını aktarıyor. Kayıt sürecinin ardından üniversitelerde boş kalan kontenjanların oluştuğunu vurgulayan Özvar, ek yerleştirme döneminde öğrencilerin bu imkandan yararlanmasının taşıdığı değere işaret ediyor. Özvar, konuya ilişkin değerlendirmesinde, fırsatların eskilerin söylediği gibi bulutlara benzediğini, gelip geçtiğini belirterek adayların bu imkanı mutlaka değerlendirmeleri ve ek yerleştirmeler için gerekli müracaatı yapmaları gerektiğini ifade ediyor.
Özvar, açıklamasının devamında ek yerleştirmenin zamansal avantajına da değiniyor. Bugün elde edilen bir fırsata gelecekte ulaşılamama olasılığının bulunduğunu hatırlatan Özvar, üniversiteye erken başlamanın öğrenciler açısından önemli bir kazanım olduğunu dile getiriyor. “Yani üniversiteye bugünden başlamak, yarından başlamaktan daha evladır. Bu bakımdan ek kontenjanları dikkatlice değerlendirip başvurularını yapmalarını kendilerinden beklediğimizi ifade etmek isterim” sözleriyle çağrısını yineliyor. Bu çağrı, eğitim hayatına bir an önce başlamak isteyen gençler için önemli bir yönlendirme niteliği taşıyor.
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı’nca yayımlanan 2026-YKS Ek Yerleştirme Kılavuzu, adayların hangi koşullarda tercihte bulunabileceğini ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor. Buna göre adaylar, merkezi yerleştirme sonunda boş kalan ya da yerleşen adayların kayıt yaptırmaması nedeniyle açık kalan yükseköğretim programları için tercih işlemi gerçekleştirebilecek. Merkezi yerleştirmede herhangi bir programa yerleşmiş olan adaylar ise ek yerleştirme sürecinde tercih yapamayacak. İlk yerleştirmede bir programa yerleşemeyen adaylar, kılavuzda belirtilen şartları sağlamaları durumunda boş kontenjanlar için başvuruda bulunabilecek.
Tercih işlemlerinin nasıl yürütüleceği de kılavuzda net biçimde tanımlanmış durumda. Adaylar, tercihlerini T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle ÖSYM’nin ilgili adresi üzerinden ya da ÖSYM Aday İşlemleri Mobil Uygulaması’ndan bireysel olarak yapacak. Tercih sürecinde adayların, programların kontenjanlarının yanı sıra puan türlerini, varsa en küçük puanlarını ve özel koşullarını göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Bu unsurların dikkatle incelenmesi, adayların yerleşme olasılığını doğrudan etkileyen bir unsur olarak dikkat çekiyor.
Ek yerleştirme süreci, yalnızca boş kalan kontenjanların doldurulmasına yönelik teknik bir işlem olmanın ötesinde anlamlar taşıyor. Bir öğrencinin üniversiteye bir yıl erken başlaması, hem akademik hayatına daha hızlı adapte olmasını hem de mezuniyet sonrası kariyer planlamasını öne çekmesini sağlayabiliyor. Eğitim bilimciler, üniversiteye zamanında başlamanın öğrencinin motivasyonu ve akademik özgüveni üzerinde olumlu etkileri bulunduğunu sık sık dile getiriyor. Bu açıdan bakıldığında ek yerleştirme, kaybedilmiş bir yılın telafisi olarak değil; yeni bir başlangıcın kapısı olarak değerlendirilmeyi hak ediyor.
Adayların tercih işlemleri için son tarih 21 Eylül saat 23.59 olarak belirlendi. Bu süre içinde başvurularını tamamlamayan adaylar, ek yerleştirme imkanından yararlanamayacak. Üniversite eğitimine başlamak isteyen gençler için bu tarih, akademik yolculuklarının ilk adımını atma fırsatının son sınırını oluşturuyor. Sürecin, adayların dikkatli ve bilinçli tercihleriyle tamamlanması, hem bireysel hem toplumsal açıdan nitelikli bir eğitim geleceğine katkı sunacak.





