Birleşmiş Milletler çatısı altında her yıl Eylül ayında New York’ta bir araya gelen ülke temsilcileri, yalnızca genel kurul salonundaki konuşmalarla sınırlı kalmayan, koridorlarda ve ikili görüşmelerde şekillenen yoğun bir diplomasi dönemi yaşıyor. Bu yıl 81. Genel Kurul kapsamında düzenlenen buluşmalar, ülkeler arasındaki ilişkilerin seyrini belirleyen ve bölgesel sorunlara çözüm arayışlarının öne çıktığı bir zemin oluşturdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bu kapsamda ABD’nin New York kentinde bulunarak temaslarını Türkevi binasında sürdürdü. Ziyaretin ikinci gününde ikili diplomasi trafiğine hız veren Erdoğan, çok sayıda mevkidaşını ağırlayarak görüşmelerin kapsamını genişletti.
Gerçekleşen kabul trafiğinde Vietnam Devlet Başkanı To Lam, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Kuveyt Veliaht Prensi Şeyh Sabah Al-Khaled Al-Hamad Al-Sabah ve Kosova Başbakanı Albin Kurti yer aldı. Bu temaslarda iki ülke arasındaki iş birliği imkânları, bölgesel gelişmeler ve dünya gündemini meşgul eden başlıklar geniş bir çerçevede değerlendirildi. Heyetler arası temasların satır aralarında, ticari ilişkilerden savunma sanayisine, enerji güvenliğinden insani yardım konularına uzanan geniş bir başlık setinin masaya yatırıldığı anlaşılıyor. Böylelikle Türkiye’nin hem Asya hem Afrika hem de Balkanlar hattındaki muhataplarıyla eş zamanlı bir diyalog zemini tesis ettiği görülüyor.
Diplomatik temasların yoğunluğu, küresel gündemin ne denli katmanlı bir hal aldığını gözler önüne seriyor; zira bir yanda savaşların ve insani krizlerin derinleştiği bölgeler, diğer yanda yeniden şekillenen ittifaklar ve ekonomik ortaklıklar aynı takvim içinde müzakere ediliyor. New York’taki bu maraton, ülkelerin yalnızca kendi gündemlerini değil, ortak geleceğe dair sorumluluklarını da hatırlatan bir işlev üstleniyor. Erdoğan’ın Türkevi’ndeki kabul programı, Türkiye’nin çok yönlü dış politika çizgisinin somut bir yansıması olarak kayda geçti.





