SON DAKİKA

SAĞLIK

Kanser Tedavisinde Kişiye Özel Planlama Hastayı Yeniden Ayağa Kaldırdı

Mide kanaması şikayetiyle hastaneye başvuran 56 yaşındaki Erdem Tanrısevergil’in endoskopi sonrasında tümör tanısı alması, kanser tedavisinde neden her hastanın kendi koşullarına göre ele alınması gerektiğini somut biçimde ortaya koydu. Kalp damarlarındaki ciddi tıkanıklık ve kronik böbrek yetersizliği nedeniyle standart tedavi şablonlarına sığmayan bir tablo çizen hastanın süreci, ancak ona özel bir yol haritasıyla yönetilebildi. Ocak 2026’da başlayan bu yolculukta ilk gün tekerlekli sandalyeyle hastaneye getirilen hasta, aylar süren tedavinin ardından kontrollerine yalnız başına gelip gitmeye başladı. Bu tablo, kanser tedavisinde kişiselleştirilmiş yaklaşımın neden bir tercih değil zorunluluk olduğunu gösteriyor.

Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Şimşek, hastayla ilk karşılaşmalarını ocak ayında yaşadıklarını ve o günün kendisinde iz bıraktığını anlattı. Şimşek, hastanın karın ağrısı, halsizlik, bulantı ve kusma yakınmalarıyla geldiğini, yanında eşi ve oğlu bulunduğunu belirtti. “İlk günü hatırlıyorum; eşi ve oğluyla birlikte gelmişlerdi ve tekerlekli sandalyedeydi” diyen Şimşek, muayene masasına almak istediğinde hasta yakınlarının kollarına girerek yakını yatağa taşıdığını söyledi. Ağrının en hafif seyrettiği pozisyonu bulabilmek için hastanın yan yatarak durduğunu aktaran uzman, bu görüntünün tedavinin başlangıç noktasını oluşturduğunu ifade etti.

Yapılan tetkiklerin ardından tümörün özellikleri hedefli tedavi ve immünoterapi açısından değerlendirildi ve kısa sürede bir plan oluşturuldu. Şimşek, kemoterapi ile immünoterapiyi birlikte uygulamaya başladıklarını, ancak hastanın mevcut sağlık tablosunun bu kararı doğrudan etkilediğini vurguladı. Tanrısevergil’de kalp damarlarında ciddi tıkanıklık ve stentler bulunduğunu, ayrıca kronik böbrek yetersizliği görüldüğünü belirten uzman, tedavi dozlarının bu tabloya göre düzenlendiğini söyledi. “Böbrekler tam fonksiyon görmüyor anlamına geliyor bizim açımızdan” diyen Şimşek, planı buna göre şekillendirip doz ayarlamalarını yaptıktan sonra tedaviye başladıklarını kaydetti.

İki haftada bir uygulanan tedavide, hastanın verdiği yanıt ve ortaya çıkan yan etkiler doğrultusunda kemoterapi ilaçlarında zaman içinde değişikliklere gidildi. Şimşek, bu esnek yaklaşımın sonuçlarının kısa sürede alındığını ve hastanın genel durumunda belirgin bir iyileşme görüldüğünü ifade etti. “O günden bugüne çok yol kat ettik” diyen uzman, hastanın artık tedavilere tek başına gelip gittiğini ve son değerlendirmede tümör yanıtının da çok iyi çıktığını belirtti. Hastalığın seyrinin belirli aralıklarla tomografi veya PET görüntülemeleriyle izlendiğini, tedavinin alınan yanıta göre sürdürüleceğini sözlerine ekledi.

Şimşek, kanser tedavisinde kişiselleştirilmiş yaklaşımın önemine değinerek tek tip bir tümör ya da hastadan söz edilemeyeceğini savundu. Her hastanın kendi içinde ayrı bir hikaye taşıdığını dile getiren uzman, bu nedenle tedavi kararlarının yalnızca tanı adına bakılarak değil, hastanın kalp, böbrek ve diğer organ fonksiyonlarıyla birlikte değerlendirilerek alınması gerektiğini anlattı. Tanrısevergil’in süreci de bu yaklaşımın somut bir örneği olarak kayda geçti: bir yanda tümörün yanıtı, diğer yanda eşlik eden hastalıkların yarattığı kısıtlar arasında kurulan denge, hastayı yeniden günlük yaşamına döndürdü.

İlgili Makaleler