Türkiye’nin güvenlik ve dış politika gündeminin en üst başlıklarının ele alındığı Milli Güvenlik Kurulu toplantısı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında yapıldı ve yaklaşık üç buçuk saat sürdü. Saat 17.20’de başlayan toplantının ardından yayımlanan bildiri, ülkenin iç ve dış güvenlik perspektifini geniş bir çerçevede ortaya koydu. Bildiride, terörle mücadelede yurt içinde ve yurt dışında yürütülen faaliyetlerin azim ve kararlılıkla sürdüğü vurgulanırken, son dönemdeki uluslararası gelişmeler hakkında da kurula kapsamlı bilgi sunuldu. Toplantının ana eksenini, milli birlik ve beraberliğe yönelik tehditler ile bekaya dair risklerin oluşturduğu, bu kapsamda PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ gibi yapılanmalara karşı yürütülen çalışmaların değerlendirildiği belirtildi.
Kurul bildirisinde, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefleri doğrultusunda atılan adımlar ile kat edilen mesafenin ele alındığı ifade edildi. Ülkenin ve milletin güvenliğinin yanı sıra bölgenin istikrarı ile komşuların huzur ve refahı için sarf edilen gayretlerin kararlılıkla devam edeceği kaydedildi. Bu çerçevede, sınır ötesi operasyonlardan diplomatik girişimlere uzanan geniş bir yelpazede yürütülen politikaların, sadece ulusal güvenlik değil aynı zamanda bölgesel istikrar açısından da hayati görüldüğü anlaşılıyor. Toplantıda ayrıca, son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmelerin ayrıntılı biçimde gözden geçirildiği, bu gelişmelerin Türkiye’nin güvenlik ve dış politika öncelikleri üzerindeki muhtemel etkilerinin tartışıldığı bildirildi.
Suriye’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı bildiride, Suriye’nin birlik ve bütünlüğünün tahkim edilmesi ile devlet otoritesinin ülke genelinde tesis edilmesi ve entegrasyon sürecindeki müspet gelişmelerin ele alındığı aktarıldı. Suriye halkının ülkesini yeniden ayağa kaldırma çabasına ve uluslararası toplumla bağlarını güçlendirmesine yönelik desteğin süreceği belirtildi. Bildiride, Irak’ın huzur ve istikrarının tüm bölge için kritik önem taşıdığı vurgulandı. Irak hükümetinin ülke genelinde devlet egemenliğini güçlendirme gayretlerinden memnuniyet duyulduğu ve stratejik işbirliğini ilerletme iradesinin teyit edildiği kaydedildi. Bu kapsamda, komşu ülkelerle geliştirilen güvenlik ve işbirliği mekanizmalarının, bölgesel istikrarın kalıcı hale gelmesi açısından belirleyici bir rol oynadığı değerlendiriliyor.
Bildiride ifade edildi: ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaş, süregelen çatışmalarla bir kısır döngüye evrildi ve bölgedeki kırılganlıkları tetikledi. Taraflara, müzakerelere dönme ve küresel neticeleri giderek ağırlaşan ihtilafa son verme çağrısında bulunuldu. Bildiride, İsrail yönetiminin Gazze ve Lübnan’da barışın tesisi hususundaki taahhüt ve yükümlülüklerini yerine getirmeyerek saldırılarını sürdürdüğüne işaret edildi. Uluslararası toplum, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal ederek bölgede istikrar sağlanmasına engel olmaya çalışan İsrail yönetimi karşısında somut adımlar atmaya davet edildi. Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki güncel durumun ele alındığı kaydedildi; sivil altyapılar ve seyrüsefer güzergahları üzerinde yoğunlaşan saldırıların bölgesel ve küresel etkileri de değerlendirildi.
Küresel istikrar bakımından da önem arz eden sükunetin ivedilikle sağlanması gerektiğinin altı çizildi. Bildirinin bütünü, Türkiye’nin yalnızca kendi sınırları içindeki güvenlik kaygılarına değil, aynı zamanda geniş bir coğrafyadaki istikrar arayışlarına da aktif biçimde angaje olduğunu gösteriyor. Kurul toplantısında alınan kararların ve yapılan değerlendirmelerin, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin dış politika ve güvenlik stratejisinin şekillenmesinde belirleyici bir referans noktası oluşturduğu ifade edilebilir. Toplantının üç buçuk saati aşan süresi ve ele alınan başlıkların çeşitliliği, güvenlik gündeminin ne denli yoğun ve çok katmanlı bir hal aldığını ortaya koyuyor.




